Çalıkuşu

Çalıkuşu
@_calikusu__
"insan ebedî mi?" diye soruyordum kendime. Adına dünya dedi-ğimiz bu durağı, derin bir üzüntüye kapılmadan seyretmek aca-ba mümkün mü? Nereden geldik? Nereye gidiyoruz? Saf bir inancın çok güzel cevapladığı bu soruya akıl ve fen cevap vere-miyordu. Tabiata bir kere daha baktım. Bu seferki bakışımda, eş-siz güzellikler kayboldu. Işık söndü. Her taraf karanlığa boğuldu. Sanki hakikat olanca dehşetiyle görünüverdi gözüme o an. İnsanın gözlerini kamaştıran çimenlerin yeşil rengi yalnızca bir ışık oyunu... Mini mini kuşların cıvıltısı yalnızca bir hava tit-reşimi. .. Âlemleri kaplayan bu ışık yalnızca herşeye nüfuz eden bir dalgalanma... Kısacası herşey bir zorunluluğun, bir kanunun esiri. O an karşımda sanki Budha Gotoma belirdi. Hazin bir te-bessümle ve sararmış çehresiyle bana Hiç! Hiç! Hiç!" diyordu.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Birtakım dindarlar
Bir kısmı ise, Ramazan kandillerini gördüğü zaman müslü-man olduğunu hatırlardı. Kandiller yandığı zaman ellerine tespi-hi alıp, cami cami dolaşır, hiçbir şey anlamamalarına rağmen Kuran-ı Kerim ve vaaz dinlerlerdi. İkindi vakti uyanmak şartıyla oruç bile tutarlardı. Oruç tuttuğu hâlde namaz kılmaya gerek görmeyenleri de vardı. Uzun bir namaz olan teravihe hiçbiri ya-naşmazdı. Ramazan bitti mi, bunların dinî duygusu da "elveda!" diyerek yoluna giderdi. Mevsimlik elbise giymeye benzeyen bu çeşit dindarlığa ben her zaman hayret ederdim.
Din Şüphelerimi öldürecek birine rastlamadım
Şüphe ejderhasını öl-dürecek delilleri ele geçirmek ümidiyle araştırma ve inceleme yapmaya koyuldum. Yeniden, batını ilimlerle meşgul olan meş-hur kimselere başvurmaya başladım. Aralannda çok erdemli in-sanlara rastladım. Ne çare ki onların sahip olduğu ilimler bence, ilkel insanlann uydurduğu efsanelerden başka birşey değildi. İçi-ne düştüğüm çıkmazdan kurtulmak için, bütün delillerimi çürü-tecek, var olduğu iddia edilen gerçekleri bana apaçık gösterecek biri gerekliydi. Böyle birisine rastlamadım.
Din şüphesi
Pek çok genç gibi, okuldan çıkar çıkmaz kitapları bir köşeye atmak yerine, bilgimi artırmaya çalışırdım. Az çok, her konuda fikir sahibi olmuştum. Arkadaşlarım gibi dinî ilimlerden yüz çevirmeyip, zahirî ve batını konularda bilgi sahibi oldum. İşte bu bilgi yığınının altında birgün kalbimin durumunu incelediğim zaman, acayip bir karmaşa içinde olduğunu hayretle gördüm. Küfür ile iman, inkâr ile ikrar, tasdik ile şüphe arasında bir durumdaydım. Kalbimle inkâr ettiğimi aklımla, aklımla inkâr et-tiğimi kalbimle kabul ediyordum. Kısacası, şüphe denilen ejdarha tüm bedenimi sarmıştı. Bir fikri ne kadar sağlam temeller üzerine kurarsam kurayım, şüphe ejderhası bir dokunuşta onu yerle bir ediyordu. Bari tam bir in-kârla sabit bir noktada kalabilseydim. Ama ne gezer, inkâr başka şey, şüphe başka şey. Şüphe ejderhası doğru olan her fikrin düş-manıydı, ikrar olsun, inkâr olsun, kesin olan hiçbir şeyi kabul et-miyordu. Hayattaki sahneleri fikrin dış âleme bir yansıması ola- rak kabul edersek, ne müthiş bir azapta, ne dayanılmaz bir ateş-te kaldığım anlaşılır. Herkes için normal olan şeyler bana başka türlü görünüyor-du. Bu yüzden aşkta da, parada da şanssızdım. İnsanlardan kaçan biri olmuştum.

Çalıkuşu

, bir kitap okudu
Puan vermedi·207 syf.·
2021 1. kitabı
Filibeli Ahmed Hilmi
8.5/10 · 22,4bin okunma