İnsan, yaşamını değerli görme, varlığını haklılaştırma, bu dünyanın bir anlamı olduğuna ve orada, kendisinin de bir yeri olduğuna inanma ihtiyacındadır.
Sanki insan bir şeylere kıyasla "hep geç kalmış", "treni kaçırmış" ve "yetişmeye çalı şan" bir varlık olarak kavramsallaştırılır. Böyle olunca da, sosyal karşı laştırmanın, "eksik insan"ın başka "eksik insanlar" bularak rahatlayacağı varsayılır.
"Kim dayanabilir zamanın kırbacına?
Zorbanın kahrına, gururunun çiğnenmesine,
Sevgisinin kepaze edilmesine,
Kanunların bu kadar yavaş
Yüzsüzlüğün bu kadar çabuk yürümesine.
Kötülere kul olmasına iyi insanın
Bir bıçak saplayıp göğsüne kurtulmak varken?
Kim ister bütün bunlara katlanmak
Ağır bir hayatın altında inleyip terlemek.
Ölümden sonraki bir şeyden korkmasa,
O kimsenin gidip de dönmediği bilinmez dünya
Ürkütmese yüreğini?
Bilmediğimiz belalara atılmaktansa
Çektiklerine razı etmese insanı?
Bilinç böyle korkak ediyor hepimizi:
Düşüncenin soluk ışığını bulandırıyor
Yürekten gelenin doğal rengini.
Ve nice büyük, yiğitçe atılışlar
Yollarını değiştirip bu yüzden
Bir iş, bir eylem gücünü yitiriyorlar.
(...)
William Shakespeare, Hamlet