"Size anlatacağım ne çok şeyim vardı. Ama düşündüğüm her şeyi sizi görür görmez unutuveriyorum. Sizi gördüğüm anda, hazırladığım tüm sözlerin ruhunuzun güzelliği karşısında boş olduğunu fark ediyorum. Ayrıca sizin yanınızda öyle huzurluyum ki o an hissettiklerim eski duygularımın hepsini silip götürüyor. Sizin yanınızda kendimi daha iyi hissediyorum. Yeni ufuklara açılıyorum. Her konuşmamızda bilgi dağarcığıma yeni bir şeyler ekliyorum. Sevgiler bu yüzden tükenmiyor herhalde. Ancak sizin yanınızda öyle mutlu oluyorum ki gözlerim kamaşıyor; bir şey düşünecek, konuşacak halim kalmıyor. Geçirdiğim her saniye beni öyle mutlu ediyor ki geçmişin hiçbir önemi kalmıyor."
"Sana içimi dökemediğim için ne büyük acılar çektim. Ama şimdi seninle birlikte soluk almanın ne demek olduğunu öğrendim. Tanrı seni bana bağışlasın diye binlerce kere dualar ettim. Hepsi her sevinçte ve kederde hatırlanacak derin acılar bıraktı yüreğimde. Sen bana kıskançlığa da kuşkuya da yer vermeyen aşkı öğrettin."
Evlilik hayatının mutlu yanları bunlar ise ve böylesi sahneler sık sık tekrarlanıyorsa nasıl yaşayabiliyordu? Sanki bu yavaş yavaş ölmek gibiydi. O akşam Kont'un karısını duyulmadık işkencelerle nasıl usul usul öldürdüğünü anlamıştım. Hangi mahkeme bu suça bakardı?