Bi’ ışık hüzmesi yansıyor gözbebeğime doluyor gözlerim
ve gittikçe bulanıklaşıyor görüntü
bir rüzgar esiyor, hafifçe değiyor tenime
Mevsimlerden sonbahar, ama rüzgar bile yakıyor sanki beni, omuzlarım düşüyor…
Ruhumdaki boşluk sanki gittikçe büyüyor
Açıyorum bağcıklarımı,
düşüyor ayakkabılarım denize… Eve yalınayak gideceğim, biliyorum
𝑬𝒗 diye geçiriyorum içimden, ev neydi?
Ayaklarımı da bırakıyorum soğuk suya
Boşveriyorum, zaten eve gitmeyeceğim ki
Gidebileceğim bi evim bile yok
Çünkü ev sendin, ev senin ellerindi, senin saçlarına dokunmaktı, dudaklarını öpmekti,
ev gözbebeklerindi, gözbebeklerine yansıyan ışıkları görmekti, ev sendin diyorum…
Bi evim var mı şu an? Artık evsiz miyim ben?
Yeni evim sokaklar mı? Evi soğuk beton olan bi sokak kedisi miyim ben, yoksa akşam ezanı okununca evine dönen bi sokak çocuğu mu?
Öyleyse evim denizler olsun benim, denizin dibinde yaşayayım diyorum… Ben düşünürken geçmiş zaman, sanki bi’ rüyada gibiyim.
Ayaklarımı üşüyor,
prangalar takılmış sanki, sudan çıkaramıyorum
Deniz bile kabullenmiş senin gittiğini,
Ben kabullenemiyorum…