İçine kapanık kimseler duygularının açıkça konuşulmasına başkalarından daha çok muhtaçtırlar. En kabuğuna çekilmiş, sert kimseler de insandır. Böyle insanların ruhuna açıkça seslenmek, dünyanın en hayırlı işini yapmaktır.
Şiirin ölmediğini, sanat aşkının kaybolmadığını biliyorum. Maddecilik şiiri ortadan kaldıramaz. Bir gün gelecek şiir, sanat varlıklarını, özgürlüklerini, kuvvetlerini açıkça gösterecekler. Cennette sağ salim bekleyen birer güçlü melek şimdi onlar. Yeryüzünde kirli ruhların üstün geldiğini, pısırık ruhların da durmadan yas tuttuğunu gördükçe gülüyorlar. Şiir mi kaybolacak? Sanat mı silinip kalkacak yeryüzünden? Asla! Basitlik mi alacak onların yerini? Ne münasebet! Kıskançlıkla böyle düşünmeyin. Hayır. Şiir, sanat hala yaşıyor, yalnız yaşamakla kalmayıp insan ruhunu kuşatıyor, insan ruhunu yüceltiyorlar. Onların kutsal etkisi her yerde yaygın olmasa hepimiz cehennemde olurduk... Kendi basitliğimizin, küçüklüğümüzün cehenneminde!
Bir insanın kendi yaradılışının eğilimlerine karşı koyabilmesi zordur. Ama, bunun yapılabileceğini kendi tecrübelerimle biliyorum. Tanrı bize, bir dereceye kadar, kendi kaderimizi tayin etme gücünü vermiş. Bazen canımız bize yasak olan bir şey ister, ayaklarımız bizi yanlış yollara sürüklemeye çalışır. Böyle zamanlarda ne ruhumuzun perhize ihtiyacı var, ne de hareketsiz kalmaya. Yapacağımız iş ruhumuza başka bir besin bulmaktır. Yasak olan meyve kadar doyurucu, ama daha temiz, daha yararlı bir şey. Ayaklarımızı doğru yola çevirmeliyiz. Diğer yoldan daha çetin bile olsa aynı derecede geniş, oyalayıcı bir yol bulunabilir...
Cahil insanların ruhu gübrelenmemiş, sürülmemiş topraklar gibi katıdır. Önyargılar bu ruhlara, kaya diplerinde biten otlar gibi sımsıkı yapışır, inatla büyürler. Bunları söküp atmak, kökünü kurutmak çok zordur.