“Bazen kendimi çiçek açmış bir ağacın, ekmek yiyen bir çocuğun, iki çöp bidonu arasına ağını ören bir örümceğin karşısında gülümserken yakalarım. Ama beni kimseler görmez.”
“Genellikle yazmaya değmeyen, belki de hiçbir şeye değmeyen ayrıntılar yaşıyoruz. Akşam olunca, o günün hesabını kâğıda dökmeyi denesek anlarız bunu. Geçip giden günlerden, yıllardan elimizde ne kadarcık şey kaldığını da anlarız.”
“Değişiklik... Bir bilebilsem, kesinlikle sınırlarını çizebilsem, nelerin değiştiğini teker teker anlatabilsem... Ama daha çok bir izlenim, bir sezgi konusu, yüreğimdeki korkunç tedirginliğin nedeni sandığım bir durum bu. Belki yanılıyorumdur. “Hayatı birden tekdüze bulmaya başlamıştı” diye bir cümle nasıl düşünülmezse tıpkı öyle.”
“Yaşamımın bir zafer olmasını isteyecek, umacak kadar kendimi beğenmiş değilim. Yaşamım başarılı olmuş, olmamış ne ayrımı var? Gene de bir burukluk duymuyor değilim. Baş ağrısına benzeyen sıkıntılı bir hüzün ya da. Geçip giden günlerimin ve şu saatimin bulanıklığını duyuran... Bir beklediğim mi vardı yoksa? Herkes gibi yaşamının bir anlamı olduğunu sanıyordum da birden boşluğa mı düşüverdim?”