Hepimiz birbirimizi sessizliğin içinde şefkatli bakışlarla kucaklıyor, birbirimize hayatın çoğunda gün ışığına çıkmasın diye saklamakla gecirdiğimiz karanlıkta eşlik ediyorduk.
Sanki oksijen değil cesaret toplamak istercesine derin bir nefes aldım ve bir oda dolusu yabancıya bu cirkin ve utanç verici sırrımı göstermek üzere yavaşça yerimden kalktım.
…
Zeki, özgüven dolu, korkunç başarılı olduğuna inandığım insanların tamamı kendi dünyalarında, başkalarının farketmemesi umdukları karanlık “gerçekleriyle” yaşıyordu.
Duygu ve düşüncelerimizi oldukları gibi deneyimlemeye gönüllü olmadığımız zaman, onların şu ankinden farklı olmaları için çabalarız. Böyle bir mücadelenin içine girmek bizi körleştirir, şu andan uzaklaştırır. Savaşmayı bırakmak demek duygularımızı ve düşüncelerimizi deneyimlemeye gönüllü olmamız, şimdiki anı olduğu gibi kabul etmemiz demektir. Savaşmayı bırakmak demek, “Senin için önemli olan o şeyi yaparken sana rahatsızlık veren duygu ve düşüncelerine yer açabilir misin?” sorusuna “Açabilirim,” diye yanıt vermektir. 
…
Kazanmak için savaşmayı bırakalım. Pes Edip kaybetmeye de oynamayalım. Artık savaş alanından çekilelim.