Ey gönül! Sen her an toprak gibi ayaklar altında çiğneniyor, perişan oluyorsun, canını gama bırakıyor, ona teslim ediyorsun da, böylece gamla neşleniyorsun. Bu defa da ateş düştün yanıyorsun; seni kendi haline bırakıyorum, umuyorum ki, yanarak yakılarak üstad olacaksın.
Sen gittin. Senin gitrnenden ötürü kan ağlıyorum.
Çok çok derdimden çok çok ağlamadayım. Yalnız sen gitmedin, gözüm de ardından yollara düştü gitti. Göz gittikten sonra bilmem ki ben nasıl ağlarım?