Toprağın sesi olmaz ama kokusu olurdu. En çok da yağmur yağdığında bu koku belirginleşirdi. Çünkü ölen ruhlar semaya, bedenler toprağa karışırken ikisinin bir araya geldiği tek an yağmurdu. Ölüm böyle belli ederdi kendini, cezbeden bir kokuyla.
" Bülbüller kanatları parçalandığında değil, gülden ayrı düştüklerinde ağlarmış. Kötü hikâyeler bülbülün ayağına batan dikenle başlar, koparılan kanatlarıyla devam edermiş."
Kuyular vardır derin lakin her bir kuyu derin. Yusuflar vardır kayıp lakin her Yusuf bir kayıp. Ölenler vardır sevdalı lakin her bir sevdalı da bir ölü. Zindanlar Züleyha'nın gözlerinde saklıdır. Yusuf'un ezeli de o zindanlardır ahiri de.