“Sorun, Nora’nın sonunda benlik duygusunu yitirmeye başlamış olmasıydı. Kendi adı bile kulaktan kulağa fısıldanan bir sözcük, anlamsız bir ses gibi gelmeye başlamıştı.”
“Hem depresyonu yaratan şeydi hem de korkuyla umutsuzluk arasındaki ayrımdı bu. Korku, bir mahzene girerken kapının kapanıvereceğini düşünerek endişelenmekti. Umutsuzluksa o kapının kapanıp üstüne bir de kitlenmesi demekti.”
“Nora nedense bütün hayatı boyunca böyle hissetmişti. Her şeyin ortasında. Hangi yöne gideceğini bilmeden çabalamış, çırpınmış, yalnızca ayakta kalmaya çalışmıştı. Pişmanlık duymadan hangi yolda devam edeceğini bilememişti.”