"Hoca Ahmet Yesevî'nin 'saldık.. ' demesiyle birlikte görünen Sarı Saltuk, söylenenleri anlamıştı, görevini kabullenmişti. Lâkin bu yedi yerde ayrı makam, yedi yerde bilinmekteki kerametin sırrını çözememişti. Nasıl olacağını sordu. Hoca Ahmet Yesevî, Sarı Saltuk'un uzun uzun yüzüne baktı; gözlerine daldı. Sanki o günlerde, ulaşılması gereken toprakların derinliğini aradı. Yavaşcacık; 'Gömülmesini bil' dedi. 'Toprak gönül gibidir. Öldüğünde gömüleceğin toprağın gönüller olduğunu unutmayasın.. ' "
"Halbuki sorular sormak aslında kuşkulanmak demektir. Kuşkusu olmayan insanların hiç sorular sorduğunu gördünüz mü? Şüphelenmeyen kimselerin aklına soru sormak gelir mi? Bizim bir maddeci şairimizin dediği gibi şüphe her zaman nura koşmak demek değildir, şüphe ölçüsüzleştiği zaman insanı tedirgin eden bir hastalık haline gelir. Çok sık, sonuna kadar soru sormak, simgesi soru olan aklın aynı zamanda hastalığıdır da. "