“Geçmiş geri geldikçe beni mutsuz ediyor ise geçmemiş midir? Halâ burada benimle mi yaşamaktadır? Zaman yolculuğu dedikleri bu mudur? Yolcu, zaman’ın kendisi de, yolculuk mekânı ben miyim? O esnada kalbim neden yanıyor? Arz ederim.”
“Zamanın geçtikçe iyi şeyler getireceğine inanmıyorum. Zamanın iyi şeyler getirmek gibi bir derdi olduğuna inanmıyorum. İleride bir yerlerde iyiliğin bizi beklediğine inanmıyorum. Hayatın, tekâmül, gelişim, inkişaf, ilerleme diye kendinden menkul bir mecburiyeti olduğuna inanmıyorum.
...Meğer ki dünya denilen gezegen esasen bir yürüme bandı imiş. Meğer ki her şey bizim kuruntumuz imiş. Yürüme bandı üzerinde gelip geçen bir vakit’e “hayat” demek, ancak böyle bir kuruntu ile mümkün imiş.”