Birbirine çok benzeyen ancak aralarında derin anlam farkı bulunan iki kavram: Tevâfuk ve Tetâbuk.
Tevâfuk, iki veya daha fazla şeyin birbirine hoş, zarif ve anlamlı bir şekilde denk gelmesidir. Tevâfukta, görünürde "tesadüf" gibi duran olayların arkasında aslında İlahi bir iradenin, bir kasdın ve planın olduğu vurgulanır.
Tetâbuk ise, iki şeyin birbirine tam olarak uyması, örtüşmesi ve birbirini tutmasıdır. Tetâbuk daha çok mantıksal, teknik veya fiziksel bir uyumu ifade eder.
Örneğin, tam ihtiyacınız olan anda, hiç hesapta yokken eski bir dostunuzun sizi araması veya karşınıza çıkması bir tevâfuktur. Bir anahtarın kendi kilidini tam açması veya bir parçanın boşluğa tam yerleşmesi ise bir tetâbuktur.
Kısacası; tetâbuk matematiksel bir örtüşme, tevâfuk ise kaderin muazzam bir dokunuşudur.
| Bu kitap değil, Türkistan ülkesidir. Türkistan değil, bütün cihandır. Türklük, Türk dili bu kitap sayesinde başka revnak kazanacak, Arap dilinde Sîbeveyhi'nin kitabı ne ise bu da Türk dilinde onun kardeşidir. Türk dilinde şimdiye kadar bunun gibi bir kitap yazılmamıştır. Bu kitaba hakiki kıymet verilmek lazım gelse cihanın hazineleri kâfi gelmez. Bu kitap ile Hazreti Yusuf arasında bir müşâbehet var. Yusuf'u arkadaşları birkaç akçeye sattılar. Fakat sonra Mısır'da ağırlığınca cevârihe satıldı. Bu kitabı da Burhan bana 3 liraya sattı. Fakat ben bunu birkaç misli ağırlığında elmaslara, zümrütlere veremem. |