Gülsün

..hepimiz annelerimizi içimizde bir delik gibi taşırız, bü­yük ya da küçük, ölü ya da diri, işte bu yüzden yaşayabilmek için bu delikleri doldurmaya çalışırız ya da annelerimizi reddederiz ama o zaman da -becerebildiğimizi düşündüğümüzde- özgürleş­menin suçluluğuyla yaşamak zorunda kalırız. Suç olmadan öz­gürlük de olmaz, bu arada baştan beri suçlusun, daha çocukken suçluydun çünkü acı zincirine katıldın bir kere.
Sayfa 230·Kitabı okudu
Reklam
Bir ka­dın çocuk doğuruyor ve kollarına verilen, ona bağımlı, onun ba­kımına muhtaç bu çaresiz yaratıkla nasıl başa çıkacağını bile­ miyor. Kendi kendinle bile başa çıkamazken çocukla nasıl başa çıkacaksın? Çocuk yük oluveriyor, çocuk imkansız bir zorluk oluveriyor, bir zamanlar olduğun çocuğu bile taşıyamazken bu yükü, bu çocuğu nasıl taşırsın, hepimizin içinde yaşayan o ço­cuk nasıl taşınır, özellikle de küçük yaşta yitirdiği annesini zar zor hatırlayan....
Sayfa 230·Kitabı okudu
..rüş­tünü ispatlama hakkından mahrum bırakılmak, yetişkinken ço­cuk muamelesi görmek aşağılayıcıdır. O zaman çocukluğa geri dönersin, suç mahalline dönen bir suçlu gibi.
Sayfa 229·Kitabı okudu
Ama onun, senin kafanda ne tür bir imge olduğuyla ve ken­dinle meşgul zihninde ona ne tür bir rol yüklediğinle hiç mi hiç ilgilendiği yok. Kendine gel! Ancak bu kadar umurunda ol­mazdı yani!
Sayfa 218·Kitabı okudu
Gençken çocukluğun ne kadar belirleyici olduğunu bilseydik, çocuk sahibi olmaya asla cesaret edemezdik.
Sayfa 190·Kitabı okudu
Reklam