- Şikayetin nedir ey Ebu'd-Derda?
- Günahlarımdan şikayetçiyim.
- Canın bir şey istemiyor mu?
- Canım cenneti istiyor!
- Sana bir hekim çağıralım mı?
- Aslında beni yatağa düşüren hekimdir.
Ah, Ebu'd-Derda! Nasıl da değişmişti ölçüleri! Bir zaman dünyaya dört elle sarılırken şimdi, "Dünyaya sarılanın dünyası yoktur!" diyordu. Günü zararla kapatmaktan korkuyordu, fakat, "Neden bildiklerinle amel etmedin?" sorusundaydı korkusu.
"İnsanlar ölmek için doğuyorlar, yıkılması için inşa ediyorlar, geçici olana tutkuyla sarılıp kalıcı olanı fırlatıp atıyorlar. Ah, insanların hoşlanmadığı iki şey aslında ne güzeldir: "Ölüm ve yoksulluk!"diyerek yükseltiyor kulluk çıtasını.