…
Ölüm, küçük kıyameti insanın… Ve onun, bir yanıyla ya-
şamak güzel, gençliğinin kıymetini bil derken; bir yanıyla hiç
tedirginlik duymadan kucakladığı ölüme çağıran bir hâli var.
Ansızın gelen ve ona hiç yakıştıramadığım ölümüyle bile bana
bir şeyler anlatan bir tarafı var onun… Başındaki tahtada do-
ğum ve ölüm aralığı… Bana ayna olan gözlerine bakar gibi,
başına dikilmiş tahtaya bakıyorum... Yine anlatıyor bana... Bilmediğim, daha çok da unuttuğum her şeyi yine tek kelime
etmeden anlatıyor. Zamanın zamansızlığa açılmış gözleriyle izliyor sanki beni... Bu kez ölümü dinliyorum gözlerinden. Hayatın lezzetlerini yok eden ölümü hatırlatıyor bana. Hayatın
ölüme ilişikliğini... Tutunduklarımın geçiciliğini...