Din kâinatın mektubuna bütün insanların teker teker muhatab olmaları yolunu açıyor; yaratılmış olanın Yaratıcı ile olan irtibatının herhangi bir dolayımdan geçmesini öngörmüyordu.
İnsanoğlu hiç bir beklentisi olmaksızın beklerse kendini hakikate doğru atmış olur. Bu atış, bu atılış her insanın işitme, kabul edilme çapına göre hakikatle bağlantı kurmasına, doğrudan payını almasına fırsat verir.
Genel geçer ölçülere göre sonucun "iyi" veya "kötü" olması bekleyiş halindeki insanın doğruya yönelişinde bir kesinti doğurmaz. Çünkü beklemek, bekleyiş içinde bulunmak, halini bekleyişe göre ayarlamak hakka, hakikate, doğruya teveccüh etmektir. Yüzünü doğruya çevirmek beklemekten başka bir şey değildir.