Kısacak bir kitap. Ama okumaya başladıktan sonra sizi öyle bir içine alıyor ki; İvan ile birlikte tüm o acıları sizde çekiyorsunuz.
Kitap bize “ölüm” olgusunu daha doğrusu ölüm üzerinden hayatı sorgulamayı anlatıyor. Yaşam ve ölüm… Ölümü yaşarken hiç düşünmüyoruz çünkü hayattaysak ölmemişizdir. Peki ya İvan gibi ölümü beklersek? İşte o zaman geriye dönüp, nasıl bir hayat sürdüm, memnun muyum, daha iyi olabilir miydi gibi sorgularımız başlar.
İvan İlyiç… Aslında çok normal karakter. Kardeşleri arasında kafası en çok çalışanı. İşinde kibirli olmayan, hakkıyla yükselen, her şeyi olması gerektiği gibi yapan… Belki de sorun tam budur: “Her şeyin olması gerektiği gibi olması.” Kurallar zincirinin içinde boğulurken, gerçekten yaşamayı istediğimiz hayat şuan sürdürdüğümüz hayat mı diye kaçımız soruyor? Bu konuda belki de hepimiz İvan’ızdır. İvan’ın evliliği de olması gerektiği gibidir. Aslında karısına müthiş aşık olup evlenmemiştir. Kadın ona aşık olunca o da “Neden olmasın?” diyerek evlenmiştir. Başlarda mutlu gitsede daha sonraları sürekli kavga halinde geçen bir evlilikleri olmuştur ama dışarıdan her şey yine tam da olması gerektiği gibidir.
İvan’ın ölümü üzerinden birde kalan kişilerin duygularını aktarıyor yazar. Örneğin ölen ben değilim duygusu, ölenin yerine hemen yenisinin gelmesi (boşalan koltuk) ve tipik bir cenaze prosedürleri. Tüm insani duygular abartıya kaçmadan çok gerçekçi bir şekilde anlatılmış. Özellikle İvan İlyiç’in “Belki de sürdüğüm yaşam, sürdürmem gereken yaşam değildir?” dediği noktada ciddi ciddi hayatımı sorguladım. Genel anlamda söylersem kitabı beğendim. Hatta keşke biraz daha uzun anlatılsaydı.
Herkese keyifli okumalar…
İvan İlyiç'in ÖlümüLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202261,1bin okunma