Bazı kitaplar vardır; içinde geçen düşüncelere katılmasanız dahi, bu düşünceleri okurken size inanılmaz derecede haz verir. İşte bu kitaptaki Lord Henry karakteri benim için tam olarak onu ifade etti. Yer yer bazı düşüncelere katılmasamda dile getiriliş mantığı ve kitap boyunca aynı tutarlı mantıkla hareket etmesi beni inanılmaz derecede etkiledi. Her ne kadar ana karekter Dorian Gray olsa da kitap boyunca en keyif aldığım bölümler Henry’nin içinde bulunduğu diyaloglardı.
Kitap genel anlamda üç karakter etrafında şekilleniyor. Ressam Basil, ressamın arkadaşı Lord Henry ve Dorian Gray. Basil bana göre kitapta saflığı temsil eden bir noktada yer alıyor. Henry ise insanları baştan çıkaran bir günahı. Dorian ana karakter olarak ise ortada. En azından romanın ilk başlarında Basil’e daha yakın (yani saflığı ve iyiliği yansıtan bir tarafa) bir noktada görülüyor. Bunu belki de şöyle yorumlayabiliriz. Henüz günahı tanımayan bir genç adamdır Dorian Gray. Her şey Lord Henry’nin sahneye girişiyle başlıyor. Lord Henry’nin fikirlerinden inanılmaz derecede etkilenen Dorian Gray’i artık günah olan tarafta daha çok görüyoruz. Lord Henry’nin birçok sözlerinde de toplum ahlakına karşı olduğunu görebiliyoruz.
Ahlakın temeli olan toplum korkusu, bir de dinin püf noktası olan Tanrı korkusu. Bizi yöneten iki şey budur. (Syf:46)
Şeytandan kurtulmanın en iyi yolu şeytana uymaktır. (Syf:46)
Bence modern hayata renk katan tek şey günah… (Syf:59)
Lord Henry’i şeytana benzetirsek, bu romanda insanların bilinçli olarak işledikleri tüm suçu ve günahı sanki kendi bireysel iradeleriyle yapmamışçasına “Şeytana Uydum” demesine benzetebiliriz. Henry bir nevi günah keçisidir. Peki Dorian çok mu saftır? Basil ve Henry arasında kendi özgür iradesiyle bir seçim yapıp; Henry’i seçmiştir. Aslında Dorian’ın
Gündelik dünyada ne kötüler cezalandırılıyor, ne de iyiler ödüllendiriliyordu. Başarı güçlülere veriliyor, zayıfların eline sadece yenilgiler tutuşturuluyordu.
Sayfa 288 - Ayrıntı Yayınları, 2.basım, mayıs 2018