Bazı hikâyeler yüksek sesle bitmez.
Bağırarak, kapı çarparak, hesap sorarak değil.
Bekleyerek tükenir.
Bir insan vardır;
Hep “sonra” der.
Şimdi değil zamanı var.
Bugün değil şartlar uygun değil.
Konuşur ama adım atmaz.
Umut verir ama sahiplenmez.
Ve karşısında biri vardır;
Sabreder.
Anlar.
Koşulları düşünür, ailesini düşünür, mesafeyi düşünür.
Kendini en sona koyar.
Yıllar geçer.
Olan biten kavgalar değil;
Yapılmayan konuşmalardır.
Edilmeyen sözlerdir.
Atılmayan adımlardır.
İnsan bazen şunu çok geç fark eder:
Konuşabilecek zaman hep varmış.
Cesaret yokmuş.
Beklemek sevgi sanılır bir süre.
Oysa beklemek, çoğu zaman sadece ertelenmektir.
Ve ertelenen her şey gibi,
İnsan da yavaş yavaş eskir.
En acısı da şudur:
Bir gün dönüp bakınca,
“Keşke” denmez…
“Zaten belliydi” denir.