Ta ki 1. Dünya Savaşı patlak verene kadar. Bu savaş sonucunda Filistin bölgesi İngilizlerin mandası oldu. İşte hikayemiz böyle başladı. İngilizler Yahudi göçünü teşvik ettiler ve çeteler kurdular. Sonra bu çeteler köy köy dolaşıp katliamlara başladılar."
Yola gönüllü çıkan, sıcak yatağı yerine bir botta rahatça uyuyan kimseyi tanımadık. Bir otobüsün camına başını yaslamış rotası belli olmayan bir yolculuk kime cazip gelebilir ki? Kimse mecbur kalmadıkça kök saldığı toprakları, doğup büyüdüğü mahalleyi, anılarını, gözyaşlarını, top koşturduğu, ip atladığı sokakları bırakıp başka diyarlara göç etmek istemez. Kimse yüzme bilmediği halde koruyup korumadığı bile belli olmayan can yeleklerini giyerek küçük bir botun içinde elli kişi uluslararası sularda açık denizde sonu belli olmayan bir yolculuğa çıkmak istemez. Bir insan tüm bunları göze alıyorsa çok ciddi sebepleri ol-ması gerekir. Kendimizi onun yerine koymak bize neden bu kadar zor gelir?