İslam ilbaş

Sadece bedensel sünnetler yoktur
Sadece bedensel sünnetler yoktur; kalbin sünnetleri vardır, aklın sünnetleri vardır, ruhun sünnetleri vardır, dilin sünnetleri vardır. -​Kalbin en büyük sünneti, Allah'tan başka masivayı onun içine sokmamaktır. Kalbin sünneti her işte halis niyettir, ihlas ve samimiyettir. Kalbin sünneti kibre kapılmamaktır. Kardeşine karşı alçak gönüllü ve mütevazı olmaktır, ğıllu ğışa (hile hurda) bulaşmamak, kimseyi aldatmamaktır. Kalbin sünneti kin, öfke ve nefret taşımamaktır, kalp kırmamaktır, gönül yıkmamaktır. Yürekleri sarıp sarmaktır. Kalbin sünneti gönül Kâbe'sini herkese açmaktır, herkesi Yaratandan ötürü hoş görmektir. Kalbin sünneti kalbini her an yaratanının nazar edeceği temizlikte tutmaktır; ameli, halis niyetle yıkamaktır. -​Aklın sünnetleri vardır. Aklın sünneti düşünmektir, akletmektir, tefekkür, tezekkür ve tedebbür etmektir. Aklın sünneti fikreden, zikreden, tedbir alan akıl sahibi olmaktır. Aklın sünneti ilimden, hikmetten, marifetten ayrılmamaktır. Aklın en büyük sünneti İslam'ın sabitelerinden şaşmadan içtihat etmektir. Aklın sünneti lüzumsuz, faydasız, gereksiz bütün bilgilerden korunmaktır. -Ruhun sünnetleri vardır. Ruhun en büyük sünneti eşyayı, varlığı ve kâinatı rahmet nazarıyla temaşa etmektir. Ruhun sünneti mahlûkata Allah'ın cemal sıfatı üzerinden bakabilmektir. Ruhun sünneti zevk-i selim, tab-ı selim sahibi olmaktır. Ruhun sünneti nezakettir, nezahettir, zarafettir,edeptir. Ruhun sünneti çocuklara merhamettir, kadınlara karşı nazik ve kibar olmaktır; onları kırmamak, incitmemektir. -Dilin sünnetleri vardır. Dilin en büyük sünneti doğru sözdür, kavl-i kerimdir, kavl-i hasendir. Dilin sünneti yalan yere Allah adına yemin etmemektir. Sözün ahlakına riayet etmektir. Sözün ahlakı kötü söz söylememektir. İftiradan, dedikodudan, gıybetten korunmaktır. Sözün
Sayfa 54·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Hz. İsa’ya sormuşlar; “Ölü diriltmekten daha zor ne olabilir?” “İfhamu men la yefhem.” demiş. “Anlamayana, anlatmak.”
Gençlerin Hayatını Tahrip Eden Üç Boşluk
Gençlerin Hayatını Tahrip Eden Üç Boşluk Bilhassa genç dostlarıma tekrar seslenmek istiyorum. Hayatı tahrip eden üç boşluk var: boş vakit, boş zihin, boş kalp. Siz bu üç boşluğu doldurursanız kendinizden sonra çok daha güzel bir dünyayı miras olarak bırakmayı başarabilirsiniz. Hayatımızda hiç boş vakit olmasın. Siz hakikatin yolunda olan gençlersiniz. Hakikatin yolunda olan gençler, hayatını sanal âleme mahkûm etmezler. Zamanı tüketmek, ömrü çürütmek, bir gencin başına gelebilecek en kötü şeylerden birisidir. Gençlik için tehlikeli ikinci boşluk, zihin boşluğudur. Bu boşluğu dolduracak en değerli şey, ilim, hikmet ve marifettir. Faydalı her bilginin peşinde koşu-…nuz. Boş bırakmamanız gereken üçüncü yer kalptir. Kalbimizi fani sevgilerle değil; Rabbimizin muhabbetiyle dolduralım ve Allah’ın bütün kullarını sevelim. Varlığa, kâinata rahmet ve muhabbetle bakalım. Pek çok hadisin özeti olarak İslam, şöyle tarif edilmiştir: “التعظيم لأمر الله والشفقة لخلق الله” / Allah’ın emirlerine saygı göstermek ve Allah’ın bütün mahlûkatına karşı şefkatli ve merhametli olmaktır.”¹² Varlığa, kâinata rahmetle, merhametle bakmaktır. Şunu da unutmayalım ki kalpleri ancak Allah’ın zikri mutmain kılar: “ألا بذكر الله تطمئن القلوب”¹³
Sayfa 45·Kitabı okudu
Zira kişi hakka göre tarif edilir hak kişiye göre tarif edilmez
Sayfa 44·Kitabı okudu
din-dünya ilişkisi
.Yanlış din söylemleri, din ile dünyayı karşı karşıya getirerek bir çatışma alanı oluşturuyor. ​Dünyayı aşağılıyor, yeryüzünü imar etme görevimizi unutturuyor. Bir hadisi yanlış anlayarak dünyanın mümine zindan, kafire cennet olduğunu söylüyor. Bu çatışmada da gençler, tercihini hayattan ve yaşadığı dünyadan yana yapıyor. ​Aynı yanlış söylem, dinin, insanı özgür bıraktığı alanlara müdahale ediyor. Kültür, sanat, edebiyat adına yapılan pek çok etkinliğe karşı çıkıyor. İnsanların şekline şemailine, kılığına kıyafetine karışıyor. Helal dairesini daraltıyor. Hâlbuki helal dairesini daraltmak, haramları artırmaktan başka bir işe yaramaz. Kur’an bize helal dairesinin genişliğini hatırlatır; hatta bu hususta bizi ikaz eder: “قُلْ مَنْ حَرَّمَ زِينَةَ اللهِ الَّتِي اَخْرَجَ لِعِبَادِهِ وَالطَّيِّبَاتِ مِنَ الرِّزْقِ / Allah’ın kulları için yarattığı ziyneti, temiz ve iyi rızıkları kim haram kılabilir? Onlar dünya hayatında müminlere yaraşır.”³ “وَلَا تَقُولُوا لِمَا تَصِفُ اَلْسِنَتُكُمُ الْكَذِبَ هٰذَا حَلَالٌ وَهٰذَا حَرَامٌ / Ağzınıza geldiği gibi yalan yanlış konuşarak ‘Bu helaldir, bu haramdır.’ demeyin.”⁴ ​Elbette Kitab ve sünnette dünyaya yönelik eleştiriler yok değil. Ancak kötülenen, dünya değildir; ahireti yok sayan dünyevileşmedir. Dünyevileşmeyi (Sekülarizm) eleştirelim derken dünyayı aşağılamaya kalkıyoruz. Hâlbuki dünyayı sırf dünya olduğu için aşağılayan bir Kur’an ayeti veya bir Peygamber sözü mevcut değildir. Bu dünyada güzellik istemeyi bize dua diye talim buyuran Yüce Rabbimizdir: “رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ / ...”
Sayfa 39·Kitabı okudu