Kimi bedenler küçük, kimileri büyük. Kimileri kısa, kimileri uzun. Ama bütün bedenler güzel. Zaten hepimiz aynı boyda, aynı kiloda olsaydık, hepimiz aynı saç ve aynı göz rengine sahip olsaydık, dünya çok sıkıcı bir yer olurdu; öyle değil mi?
Bir masada, oradaki herkesle eşit şekilde "Ben şu konuda bana yanlış davrandığınızı düşünüyorum,” diyemiyor, başkalarıyla onların bize davranış şekilleri hakkında konuşamıyorsak, hatta bu davranış biçimlerini sorgulamamıza izin verilmiyorsa, orada bir istismar vardır.
Kendi hislerinden rahatsız olmayan kimse, bir başkasının hissinden de rahatsız olmaz. Oysa bir insanın hissinden rahatsız olmak, bu hissi yasaklamak, birine; "Bunda üzülecek bir şey yok, bunda korkacak bir şey yok,bunda kızacak bir şey yok, o kişiye kırılmaman gerekir," gibi cümlelerle konuşmak duygusal istismardır.
Bize içimizdeki çocuğu disipline etmemiz, hizaya sokmamız öğretildi; bunları yapmazsak çocuğun kötü davranacağı hissi ve düşüncesi her birimizin içine yerleştirildi.