Feminist politikanın amacı, her kim isek özgürce o olabilmemiz, adalete sevgi beslediğimiz yaşamlar sürebilmemiz, barış içinde yaşayabilmemiz için tahakkümü sona erdirmektir. Feminizm herkes içindir.
Pek çok insan hâlâ feminizmin din karşıtı olduğunu düşünüyor. Gerçekte feminizm, daha çok kadın kutsal olanla ilişkiye geçebilsin ve kendini ruhani yaşama adayabilsin diye ataerkil dini düşünceyi dönüştürmeye yardımcı olmuştur.
Gerçek aşkın tanıma ve kabul üzerine kurulduğunu, teşekkür, ilgi, sorumluluk, bağlılığı ve bilgiyi birleştirdiğini kabul ettiğimizde, adalet olmadan aşkın olamayacağını kavramış oluruz. Bunun ayırdına vardığımızda, aşkın bizi dönüştürme gücüne sahip olduğunu, bize, üzerimizde kurulan tahakküme karşı çıkma gücü verdiğini de kavrarız. Öyleyse feminist politikayı seçmek, aşkı tercih etmektir.
Vizyoner feminizm bilge ve sevecen bir politikadır. Politikamızın ruhu, tahakküme son vermeye adanmışlığımızda yatar. Tahakküm ve zorlamaya dayanan bir ilişkide aşk yahut sevgi asla hayat bulamaz.
Feminist düşünceye ergenlik çağımda katılmamın nedeni, babamın evdeki herkes üzerinde kurduğu tahakküme doğrudan bir tepkiydi. Babam, bir asker, sporcu ve papaz yardımcısı, aileyi geçindiren bir kişi ve bir zampara olarak, ataerkil saltanatın vücut bulmuş haliydi. Annemin kaderine tanık oldum ve isyan ettim. Babamın aşağılaması ve uyguladığı şiddet ne denli uç noktada olursa olsun, annem toplumsal cinsiyet adaletsizliği karşısında hiç bir zaman öfke ya da hiddet göstermiyordu.