Bugünlerde hiçbir şey beni insanların, özellikle de genç insanların hayatı birbirlerine zehir etmesinden daha çok kızdırmıyor. Hayatlarının baharındaki gençler kendilerini mutlu edecek şeylerin peşinden koşmaları gerekirken, o güzelim gençlik günlerini birbirlerine surat asarak mahvediyor ve asla geri getirmeyecekleri o günleri boşa harcadıklarının, ancak çok geç olduğunda farkına varıyorlar.
Çocukların neyi, neden istediklerini bilmedikleri konusunda tüm o çok bilgili öğretmenler ve eğitmenler hemfikirdir fakat yetişkinlerin de bu dünyada çocuklar gibi aylak aylak dolaştıklarına, tıpkı onlar gibi nereden gelip nereye gittiklerini bilmediklerini, gerçekçi hedeflere onlar kadar az yöneldiklerini, çocuklar gibi bisküvi kek ve sopayla yönlendirildiklerine kimse inanmak istemez. Oysa bana öyle geliyor ki bu son derece somut bir gerçek.