Bir görüşe göre ihlaslı kul, elifin durumundan Allah'ın mekânla sınırlanmaktan münezzehliğini hatırlar. Bütün harflerin hançere, dudak veya dilde olmak üzere bir mahreç yerinde belli bir yeri vardır, Halbuki elifin öyle bir yeri yoktur. Elif O'nun hüviyetidir, herhangi bir mekâna izafe edilemez.
Bütün harflerden biçimsel olarak ayrılır. Bu itibarla elif yazıda başka bir harfe bitişmezken birkaç harfin dışındaki harfler ona bitişirler. Kul harfteki bu 'bitişiksizlik" niteliğini düşünmekle bütün yaratıkların Allah'a muhtaçlığını, Allah'ın ise onlara muhtaç olmadığını fark eder.
Bir grup âlime göre bu harfler, Allah'ın isimlerinin anahtarlarıdır. Onlara göre elif Allah'a, lâm el-Latif'e, mîm ise el-Mecid ve el-Melik ismine delalet eder. Bir görüşe göre kıymetleri nedeniyle Allah bu harflerle yemin etmiştir. Çünkü onlar isimlerinin ve hitabının basit unsurlarıdır.
Bir görüşe göre bu harfler sûrelerin isimleridir.
Bir görüşe göre ise elif "Allah" ismine, lâm Cebrail'e, mîm ise Muhammed ismine işaret eder. Bu yorumda âyetin anlamı: 'Bu Kur'ân-ı Kerîm Allah'ın katından Cebrail'in diliyle Muhammed'e inmiştir," demektir.