Herkese merhaba
Bu kitapta Thoreau, bu süreçte kendisinin, Doğa’nın sayesinde ve onun yardımıyla gerçekleştirdiği tefekkürün, kendisine tekamül olarak geri döndüğünü ve her insanın esas yaşam gailesinin de bundan ibaret olduğunu, kendi felsefi bakışıyla ele almasını okuyoruz.
Kitaba bayıldım. Kitap beklediğimden daha güzeldi. Toplumsal dayatmaları, basmakalıp gelenekleri ve insan elinden çıkmasına karşın insanı ahmakça bir yaşama iten yasaları galebe çalan başka yolların peşinden koşmayı, yazar, her bireyin kendi bulut üstü dünyasını yaratmak için bir önkoşul olarak görüyor. İnsandan kaçarken, doğaya sığınmayı öğütlüyor. Hem kendini tanımayı hem de bunun gizemlerinin ise Doğa’da saklı olduğu için hakikatin peşinden bu yolla gidilmesinin ipuçlarını, kendi tecrübelerini aktararak vermiş.Günlük haberleri takip etmenin insana herhangi bir faydası olmayacağı, bir kaç gün haberlerden edinilen bilgilerle, gelecek zaman içerisinde günlük haberlerin birebir tahmin edileceği tezini savunmuş ki, bu oldukça ilginç geldi. “Tarih tekerrürden ibarettir.” düşüncesinin bir açılımı olan bu bakış açısı, düşündüğünde aslında bazı yönleriyle doğru gelmiyor değil.Kitabın ilk yarısında daha çok Yazar’ın ormandaki yaşamının mal olduğu bedeller, sade bir yaşamın insana katkıları gibi bilgiler yer alırken, kitabın yarısından itibaren doğal ortamdaki yaşantıyla ilgili izlenimler yer alıyor ki, bunları okumak ayrı bir zevkti. Çünkü Thoreau gibi doğal yaşama hayran bir düşünürün kaleminden, Walden Gölü ve çevresini okumak keyifli olduğu kadar da düşünmeye sevk ediciydi.ikinci yarısını ise tanık olduğu gündelik doğa hayatının aktarılmasına ayırmıştır. Bu kısımları sevdim. Karıncalar arasındaki savaşa, baharın gelişine, donan gölün erirkenki farklılıklarına, gökkuşağının gökyüzünü baştan başa