Bir de sana tavsiyem, vardığın kapılarda insanlarla
uğraşma kızım, gittiğin yerlerde göreceğin insanların niyetleri seninkinden farklı olabilir. Sen kaynağa ulaş, derenin suyuyla yetinme. Derenin suyuna bakıp gerisin geri
dönersen kaynaktaki lezzeti tadamazsın. Şeytan seni aldatmasın kızım, Kur’an ve Sünnet ölçün olsun. Eğer ki gitti
ğin yerde seni sabit kılacak bir menzile rastlarsan, nefsinin
çiğnenmesine aldırış etme, bir tokat da sen indir ona. îndir
ki hedefine hızlı varasın, dedi.
Ey ölüm! Sen ne büyük bir ibretsin. İnsan ölüme, hele ki
sevdiği birinin ölümüne şahit oldu mu, bu dünyanın gerçek
yüzünü daha açık bir şekilde görürmüş. Ne varsa dünyaya
dair içinde, onunla arasına mesafeler koyarmış
Allah Teâlâ, bir kulundan razı olmazsa onun kalbine
pişmanlık düşmez, O’nun rahmeti, merhameti o kadar büyüktür ki her şeyi kuşatır. Öyle ki o rahmetinden bir zerreyi
indirmiştir dünyaya da, dünya üzerindeki vahşi hayvanlar
bile yavrularına onunla merhamet ederler
Yusuf, kim bilir nerede, ne yapıyordu? Belki
de bir evladı olmuştu, Zülal onun için belki de hiçbir şeydi
artık; fakat bu neyi değiştirirdi ki? Aşk, illa ki iki taraflı
olmak zorunda değildi. Aşk, Zülal’in aşkıydı ki aslolan aşktı zaten ve Yusuf’un varlığı ya da yokluğunun bir önemi
yoktu.