Ne kadar katı olurlarsa olsunlar, çocuklara bakarken gözlerindeki ışık asla sönmüyor. Çünkü o kliniğe girmek kalpten kalbe, gözden göze bir dalga gibi yayılan bir ruhun içine girmektir. Bu ruhta acıma değil, gurur gizlidir.
Onlara rahatlıkla acıyabilirdim, çok küçük ve umutsuzdular. Korkuyorlardı. Bu yüzden, başkalarına bağımlıydılar. Ama bunu yapmadım. Çünkü acıyan bir bakışın bir zamanlar canımı ne kadar acıttığını hatırlayabiliyordum.
Dehşete kapıldım, dünyada bu kadar çok acı çeken insan olduğunu bilmiyordum. Kendini küçük kabuğuna hapsetmiş bir salyangoz gibi, dışarıdaki kalabalık dünyayı yeni yeni görmeye başlıyordum.