İnsan, hisleri karşısında kendini edilgen görmeye daha eğilimlidir. Çünkü duyguların, yaşananların bir karşılığı olduğu düşünülür. Hal böyle olunca mutluluk veya mutsuzluğun sebebi, hep karşı tarafa dayandırılır. Ve bu durumda insanı asıl yıpratan da kendisi için en çok değer taşıyana karşı, boşa çıkan çabaları olur.
Hayat; durumlar, olaylar ve hissedilenlerin bütünüdür. Peki, kendinize hiç sordunuz mu? “Ben bu hayatın neresindeyim?” diye… Bu sorunun cevabı, düşünmeksizin bir solukta verilecek kadar basit. Evet, hayatınızın merkezinde siz varsınız. Başkalarınca tamamlanmak üzere bekleyen bir yarım olarak değil, eksiksiz bir bütün halinde, yalnızca siz…
"Kendinden başka kimseye ihtiyacın yok. En kötü gününü düşün, sana “Yanındayım.” diyen onca insan vardı. Tek başına atlatmadın mı? Düştün, ayağa kendin kalkmadın mı? Doldun, tek başına ağlamadın mı? Soruyorum sana: Değmeyecek insanlar için kendine yeteri kadar haksızlık yapmadın mı? İnsanlar gelip geçici. Unutma, kimse senden daha çok düşünmeyecek seni. Gitmem diyenler gidecek, sen yine kendine geleceksin. Düşeceksin, ayağa yine kendin kalkacaksın. Yaralanacaksın, yaralarını kendin saracaksın. Onca acının içinden yine tek başına çıkacaksın. Sarılmaya ihtiyacın olacak, yine kendine sarılacaksın. Dertlerin seni yakacak, Anka Kuşu gibi küllerinden doğacaksın. Kendine iyi bak, sana en çok sen lazımsın"...