Bu direniş, islâm kültürünün şuuruna varmaktan ileri gelmiyor da, sadece yeniliğe karşı yabancı olmaktan ve yadırgamaktan doğuyor ki, ruhun durmaksızın ilerlemesi ve Allah'ın bağışladığı ruhî, zihnî ve maddî nimetlerini keşfetmesi kuralına, bu islâm kurallarına taban tabana zıt bir tembellik duygusuna köle olmuş oluyoruz.
Din sevgisi ve bağlılığı, baskı altında, insan ruhunun en derin tabakalarına çekilmiş duruyor. Baskı kalktıkça, her insanda ve toplumda dışa ve yüzeye doğru yükseliyor.
İslâm, düşünmenin yolunu kesmemiştir. Asıl biz, düşünmeyi durdurduğumuzdan İslamla olan ilişkimizi gevşettik, hatta yer yer kopardık. İslâm'a olan aşkımızı yitirdik.