Demek ki kurumlar, üniformalar, talimatlar, ilişkiler, onların da kendilerini seçmelerini engelliyordu.İnsan doğası gereği çıplak doğup çıplak ölüyordu ama üzerine giydiği giysiler, ruhunu ve kişiliğini, önceden belirlenmiş bu şekillere kurban ediyordu.
Kurumlar bir kez daha karşısındaydı; onu kimliksiz bir kimliğin kıskacına hapsetmek için fırsat kolluyorlardı. Bu artık alışık olduğu çaresiz bir döngüydü, bitmeyen bir kabus, ruhunu emen,tüketen.