Terazinin bir kefesinde bir kalemde kederimden, pişmanlıklarımdan, özlemlerimden kurtulmak varken, diğer yanda varoluşumu, karakterimi, beni ben kılan her şeyi kurtulmak istediğim o yaralara borçlu olduğumu söyleyen bir iç ses vardı.
Kendinden kaçan kişi, kendi içindeki kaosu kontrol altına alamadıkça, egemenlik arzusunu başkasına yöneltir. Çünkü kendine katlanamayan, başkasına tahammül edemez. Doğasını dizginleyemeyen, başkalarının bedenini ve ruhunu dizginlemeye çalışır. Ne hayvan kalabilmiştir ne de tanrı olabilmiştir; geriye yalnızca, bastırılmış arzuların bir karikatürü olarak yürüyen bir yasa koyucu kalır. Sürüngenleşmiş, taşlaşmış bir iktidar.