Kendi kendisiyle öyle doludur ki Rousseau, başkasını yalnızca bir işgalci olarak görür ancak kendi varlığını,başkalarına dağılmış durumdayken bile,bir mahkumiyet olarak yaşar.
Yaşamı iki yönlü yaşıyordum sanki: Bir yanda günlük yaşamın sonsuzluğu içinde sürüp giden bir şey, öte yandaysa, birdenbire beliren altüst oluş,açılan kocaman çukur.