Hayır,yazmakla iyiye doğru gitmedim; Yalnızca sabırsız, dünyadan habersiz gençliğimin birazını tükettim. İnsan yazmakla kendini kurtarır diye bir şey yok. Yazarsın,yazarsın, bir de bakarsın ki ruhun elden gitmiş bile.
Ama onu sürükleyen, gerçekten o kadının aşkı mıdır acaba? Yoksa her şeyden önce kendi kendisine duyduğu aşk,ona yalnız kadının sunabileceği bir varolma güvencesi arayışı mıdır?
Öykü yazma sanatı,yaşamdan anlayabildiğimiz hiçten,geri kalan bütün şeyleri çıkarmayı bilme sanatıdır;ama sayfa sona erdi mi yaşam yeniden başlar ve bir bakarız ki, bildiğimiz şey gerçekten koskoca bir hiçmiş.
Ya orta yerde öyle kör gibi dönen o adam haklıysa, ya dünya içinde her şeyin dağılıp gittiği,her şeyin birbirinin rengine bulandığı bir muazzam çorbaysa?