Çevresindeki dünya belirsizleştikçe,anlaşılmaz oldukça o da bu yumuşacık loşlukta boğulup gittiğini duyar,boşluğun içinden açık seçik bir düşünce, bir irade hareketi, bir niyet bulup çıkaramazdı. Kendini rahatsız duyardı: öyle anlarda kendinden geçecek gibi olurdu sanki, dağılıp gitmemek için kimi zaman pek büyük bir çaba harcaması gerekirdi. İşte o zaman saymaya başlardı; yaprakları,taşları, mızrakları,kozalakları,eline ne geçerse onu. Ya da onları sıralar,kare ya da piramit biçiminde dizerdi. Bu tür titiz uğraşlara dalınca rahatsızlığını yener,hoşnutsuzluğunu,tedirginliğini,bezginliğini alteder,her zamanki zihinsel berraklığına ve güvenli tavırlarına yeniden kavuşurdu.