Ancak en silik rolümüzü bile kavradığımızda mutluluğa kavuşabileceğiz. Ancak o zaman huzurla yaşayabilir, huzurla ölebiliriz. Yaşama anlam veren şey, ölüme de anlam verir çünkü.
Neden birbirimizden nefret edelim ki? Biz aynı gezegende dünyaya gelen, aynı geminin tayfalarıyız. Birbirimize güçlü bağlarla bağlıyız. Uygarlıklar yeni bileşimlere yol açabilmek için birbirleriyle yarışa girmek zorunda kalabilir. Ama birbirlerini yutmaya kalkmaları iğrenç bir şey olur.
Kişiliğimizi oluşturan ve ileriye taşıyan bilinmez koşulların varlığına güvenmiyorsak, neye güvenebiliriz ki bu hayatta? İnsanın gerçeği nerededir o zaman?