Çünkü nefsini kontrol altına alamayanı nefis muhakkak kontrol altına alacaktır. Nefsini terbiye edemeyeni nefis terbiye edecektir. Nefsine söz geçiremeyene nefis söz geçirip, esa-ret yularını takacaktır. Tüm bunların sonunda da İslamı irade devreden çıkıp şeytani istekler duygu, düşünce ve davranışlara yön verecektir.
Eğer Müslüman Genç, nefsini terbiye edemez ve onun aşırı isteklerine gem vuramazsa yani iradesini kontrol al-tına alamazsa güç ve iktidara kavuştuğunda Firavunlaş-ma, mal ve servete kavuştuğunda Karunlaşma, makam ve mevkiye kavuştuğunda Hamanlaşma, ilim sahibi olduğunda da Bel'amlaşma tehlikesi ve riskiyle karşı karşıya kalır. Hayatını itikatta bir Müslüman olarak sürdürebilir ancak davranışlarında yani amelde kimi zaman bir Firavun'u bile hayretler içerisinde bırakabilecek zulümlere imza atabilir. Bazen bir Karun'u bile geride bırakabilecek lüks, gösteriş, şatafat ve israfa dalabilir. Bazen bir Haman'ı bile geçebilecek bürokratik haksızlıklara alet olabilir, kul haklarına girebilir. Bazen de bir Bel'am'ı bile sollayacak ışler yapıp zulümlere, haksızlıklara, adaletsizliklere ve haramlara fetva üretebilir.
Kim olursa olsun hayatımızda biz hep eksilere baktığımız için artılar bizi fazlaca tatmin etmiyordu. Biz hep eksik arıyoruz, insanlarda hep kusur. Hatta insanların kusurlarından ötürü yan yana bile gelmeyi istemiyoruz.