Yani şimdi kardeşlerime de şunu tavsiye ederim: Başınıza gelen sıkıntıları büyük şeyler gibi düşünmeyin. Çünkü hayatta o kadar çok acı var ki ben bunu nasıl yaşarım, diyerek düşünmeyin. Yaşadığınızı, bir başkası, belki on ailenin yaşadığını tek başına yaşamış birileri var hayatta. Her türlü derdi, sıkıntıyı, acıyı, kederi, aklınıza gelen gelmeyen, her şeyi yaşamış ama hâlâ dimdik duran insanlar var. Hâlâ, usanmadan, merhametle, sevgiyle yol alanlar var. Bu olsa olsa Allah'a (c.c.) duyulan sevgiden, saygıdan, hürmettendir. O'nu mahcup etmeyen kul olma derdindendir. Bize de bıkmadan, usanmadan "Benim başıma neden bu geldi?" demeden, olanların kıymetini bilerek, olaylara hep olumsuzdan bakmayarak, onların olumlu taraflarını da görerek yaşamak nasip olsun. Rabbim hepimizden râzı olsun.
Birçok insan estetik yaptırır. Yahu, bırakın bunu şerefle taşıyın. Çünkü onu siz yaşadınız. O yangını siz yaşadınız. O ne? Dünya bedeninde bir leke, bir iz, buruşuk bir deri... Ama hakikatte ne? Yaşanmışlık. Bu bir nişan gibi... O bir madalya gibi. Eğer insanlar yaşadıklarını böyle görmezse o, ona keder ve sıkıntı verir
Herkese tavsiye edeceğim tek şey şudur: Rabbimin yarattığı her şeye karşı saygı, hürmet, sevgi gösterin. Bu duyguya arayarak ulaşılır. Kendinizi sorgulayarak... Niçin var oldum? Ben niye varım ? Yaratılma sebebim nedir? Öncelikle bir yaratan olduğunu kabul etmek gerek. Sevdiğiniz her şey O(c.c) nün emrinde. Siz O'nun emrindesiniz. Dahası ne olabilir? Ne olmalı ki hayatta?