Halkımız içinde bir zümre var ki yalnız "bilmediğini bilmez", bundan başka her şeyi bilmek davasındadır. Hekim değildir, lakin hekimleri küçümser. Önüne gelene ilaç tavsiye eder. Evlenmesini asla bilmemiş, içi de dışı da çirkin bir karı almıştır...
Böyleyken her gence evlilik danışmanlığı yapar. Birçok para harcayarak yaptırdığı ev, ahıra benzer. Bununla beraber Mimar Sinan'ı bile beğenmez... Daha neler neler.
Bilimsel gerçeklere hiçbir şey denilemez ama bir hakikatin varlığı bir diğerinin varlığına engel olamaz. Bazı vicdanlar var ki sonuç ile başlangıç arasında bir sınır, bir ara çizgi görevi görmek isteyen gerçeklerin önünde kalıp duramıyor. Ben niyet ettim ki bu hayatı, dünyaya neye geldiğimizi, ne olacağımızı, bizi göndereni anlamadan, terk etmeyeyim. Ah ne olurdu ki bu sorulara ben olumlu veya olumsuz birer cevap verebilsem?
Ben öyle bir ruh oldum ki benim için uzak, yakın, yoğun ve şeffaf kalmadı! Maddiyat, emrimin mahkûmu, maneviyat emrim altındadır. Böyle iken ben yine açım! Ruhum, kendisini doyuracak kanaat azığını henüz bulmadı. Arıyorum, arıyorum... Ne mi diyeceksin? Hiç!