Benim acım yalnızlığımdan gelmiyordu. Suskunluğumdandı tüm bu her şey. Belki kaçmak için birilerine yalvarsaydım tüm bu eziyete tabi tutulmayacaktım. Belki daha erken harekete geçseydim böyle birisi olmayacaktım ben. Kendime eğlenceli diyordum ama bu nereye kadar sürüyordu ki? Komik biriyim diyordum kendime ama kimi güldürebiliyordum ki? Güldürebildiğim tek kişi hayattı o da zaten acıyarak gülüyordu bana...
Edebiyat yapabilen insalara çok özenirdim. Ufak acıları bile olsa onu öyle bir güzel anlatırlardı ki kitabın içine girip hepsinin kalplerine sarılmak isterdim. Hepsini teselli edip üzülmesin isterdim. Ama şimdi bana bir sorsanız kimin acısı kime işlemiş, kimi nazı kime geçmiş...
Benim nazım bir tek bana geçmişti. Düştüğümde kendime sarılırdım ben. Zaten öyle olmaz mıydı hep? Büyük kızların kalbi bir tek kendilerine kırılır, nazı hep kendine geçerdi. Tesadüf değildi bunların hiçbiri. Beden küçük olabilirdi ama kalp büyüktü. Yalnızlıkta bir nevi bu kalp büyüklüğünden gelirdi. Hangi yiğit bu büyük kalbi taşımaya cesaret edebilirdi ki?
(Çalınma ihtimaline karşılık şikayetçi olurum bilgilerinize...)
Alıntı.com kitappad/ nilayakbas
kitap: GÜNCE {Gerçek ailem}