Kelimenin tam anlamıyla huzur kokan bir kitap.. Satırlarında sık sık kaybolduğum, aslında bu kayboluşlarda kendimi bulduğum, çok nadide bir eser. Soluksuz okuduğum bu eser; mutluluğun aslında aranarak bulunan bir şey değil, asıl mutluluğun ânı yaşayarak içimizde var olanı keşfetiğimiz olduğunu öğrendiğimde uzun uzun düşünmeme yol açtı.. Ne istiyorduk, hayatlarımız bize ne katıyordu? Biz istediklerimizin sonucu muyduk bize dayatılanların vücut bulmuş hali mi? Sorgulayarak başladığım kitabın cevaplarını kendi içimde birer birer bulmam ile aydınlığa çıktığım; yeri geldi güldüğüm, yeri geldi ağladığım bu yolculuk, bana eşsiz bi keyif verdi..
Son sayfalarına yaklaşırken 'bitme bitme' diye sayıkladığım kitabım aslında bitmemiş; içimde, hayatıma sirayet ederek devam ediyordu.. Çok güzel duygularla...
Ama sonuç ne olursa olsun, amaç her ânın tadına varmak olmalıdır, çünkü ancak o zaman yolculuğu başarmış oluruz. Mutluluk hiçbir zaman gelmeyecek o son kilometrede değil, her an yeniden başlayan sıfırıncı kilometrededir.
Sürekli olacakların kaygısı ile yaşadığının farkında mısın? Mutluluk orada değil; her yerde, olmakta olan her şeydedir. Mutluluk şimdinin sihrinde, ânın mükemmelliğinde, açan bir çiçekle uyum içinde attığın adımdadır. Eğer korkularının seni geleceği hapsetmesine izin verecek olursan asla mutlu olamazsın. Hedef, sadece varış noktasıdır; tıpkı çıkış noktası gibi yolculuğun bir parçasıdır, ama yolculuğun kendisi değildir.