Ravza

Ravza
@_okuyanpuff
Kendimi bir Şükrü Erbaş şiirinde kaybolurken bulmuştum..
Zamanın başlangıcından günümüze kadar, atalarından miras kalan namusa sıkıca sarılmış toplumlarda, toplumun ileri gelenleri ile dinlerin ileri gelenleri ittifak kurarak halkı yönetmişlerdir. Bu, insanlığın boynuna çivi çakan kronik bir hastalık gibidir. Dünyadan cehalet kaldırılıncaya, her erkeğin aklı bir kral, her kadının kalbi bir rahip oluncaya kadar da gitmeyecektir.
Reklam
Yeryüzündeki her şey kendi doğasının yasasına göre yaşar ve yasaları, özgürlüğün ihtişamını ve sevincini sağlar. Oysa insanlara gelince onlar bu nimetten mahrumdurlar. Çünkü ilahi ruhlar için sınırlı kanunlar koymuşlardır. Bedenleri ve ruhları için katı kanunlar çıkarmışlardır. Eğilimleri, duyguları için korkunç ve dar zindanlar inşa etmişlerdir. Kalpleri ve zihinleri için karanlık, derin mezarlar kazmışlardır. Öyleyse içlerinden biri kalkıp toplumsal yasalara karşı çıksa hemen onun isyankâr, aşağılık, ölümü hak eden bir pislik olduğunu söylerler. Ancak bir insan ömrünün sonuna ya da zaman onu özgürleştirinceye kadar kendi koyduğu kanunların kölesi olarak mı yaşayacak? İnsan dünyada başı eğik, geçmişe bakarak yaşamaya devam mı edecek? Yoksa gözlerini güneş çevirip mezarlar arasında duran bedeninin gölgesine bakmaktan vaz mı geçecek?
Toplum tarafından dışlanmayı esarete tercih edemeyenler, hakkıyla hür değillerdir.
Çünkü sevgidir kalplerimizi ortaya çıkaran güç, sevgiyi ortaya çıkaran kalplerimiz değildir.