Bilinmelidir ki, anne babaların sinirlerini ve kızgınlıklarını en kolay yöneltebilecekleri nesneler kendi çocuklarıdır. Dış dünyaya karşı kendilerini güçsüz hisseden ebeveynler, bu duygularını çocuklarına diktatörce davranarak telafi edebilirler.
Çocuklarını döven ebeveynler genelde kendi çocukluklarında dayak yemiş kişilerdir. Bu deneyimle ilgili duygularını inkâr ettiklerinden, çocukla ilgili duygularını da tecrübe edemezler. Ebeveynlerin bir çocuğu dövmeyi nasıl haklı çıkardıkları hâlâ anlama gücümün ötesinde. Bunu zalimliğin ifade edilmesi olarak görüyorum.
Kalabalığın alkışları ve hayranlığı yalnızca egoyu besler. Birinin libidosuna ya da egodaki enerjisine yatırım yapmak yalnızca benliğin iflasına yol açabilir.
Sevgi, benliğin başka bir insanla paylaşılması olarak da görülebilir. Bu tür bir paylaşma olduğunda cinsel ilişki, aşkın gerçek ifadesidir. Ancak bu tür bir paylaşma olmadığında narsisistik bir eyleme dönüşür.