Mehmet Sarı

Mehmet Sarı
@_reed
Antikapitalist antişovenis popüler kültürden uzak ..
kitapçı
Adana
adana
123 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Bir Kinyas ve Kayra öyküsü Günümüz yeraltı edebiyatının en önemli isimlerinden Hakan Günday'ın Temmuz ayında yayımlanacak yeni romanı öncesinde okyucularla kısa bir ön hikaye paylaştı okurlarla ilk kez buluşacak bir Kinyas ve Kayra öyküsü… Bu linkten okuya bilirsiniz t24.com.tr/yazarlar/hakan-...
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
“Yaşama tutun ve devam et…” “Her kayıp, bir yas sürecini de beraberinde getirir. Sigmund Freud’a göre bellek, yas karşısında direnir, çünkü yitirilen sadece bir kişi/nesne değil, insanın o kişi/nesneyle kurduğu ilişkidir aynı zamanda. Yaşanan kayıplardan sonra kişinin hayata sağlıklı bir şekilde devam edebilmesi için bir ‘yas çalışması’na ihtiyacı vardır. Yas süreci bir bakıma ‘öleni öldürme süreci’dir de.”
Türk Edebiyatının tartışmasız iyi kalemlerinden biri olan Murat Uyurkulak'ın Haziran ayının ortasına doğru Can Yayınları tarafından yayınlanacak olan son romanı Delibo'dan tadımlık bir parça..... YAZ TATİLİNDEN sonra çete faaliyeti sona ererdi, gön­lümüzce avarelik edemezdik. Okul, dersler, ödevler çete mesaisine vakit, Bornova’nın zehir gibi ayazı sokağa me­cal bırakmazdı. Dokuz Eylül İlkokulu’na gidiyorduk Ya­semin’le, ama sınıflarımız ayrıydı. Ben 4­B’deydim, o 4­C’de... Aynı koridorda, yan yana... Teneffüsler yetmi­yordu onu görmeye, ona doymaya. Derse girdikten sonra aklım Yasemin’de kalıyordu. Öğretmenin anlattıklarını dinlemiyordum, arkadaşlarımın söylediklerini duymu­yordum, gözümü dikiyordum duvara, öylece bakıyordum. Sanki ısrarla bakarsam yan sınıfı, Yasemin’i görebilecektim. Ama yıkılmıyordu o şampanya sarısı lanet du­var. Bir gün, ders boşken çıktım sınıftan, 4­C’ye daldım. Beden eğitimindeydiler, kimse yoktu içeride. Esrarlı bir gücün etkisi altına girmiş gibi, robot gibi Yasemin’in sıra­sına yürüdüm, çantasını açtım, kokulu pembe silgisini alıp attım cebime. Artık duvara bakmıyor, silgiyi kokluyordum bütün ders. Silginin gülü andıran kokusu, Yase­min’in kokusu olup çıkmıştı. O kadar meşguldüm ki sil­giyle, koku burnumun içinde yuva yapmıştı. Rüyalarım­da bile o kokuyu görüyordum. Koku görülür mü? Görü­lüyordu işte, bazen ufka doğru kanat çırpan bir kuş, kimi zaman dörtnala koşan bir at, deliğe giren karınca, çatıya tırmanan kedi kisvesinde, ama her seferinde kaçan, uzak­laşan, kaybolan, beni ter içinde, nefes nefese uyandıran... Dahası, koku yenir mi? Yenir. Yedim. Dayanamadım bir gün, koklamak kâfi gelmedi, silgiyi ısırdım, kopardım ucunu, gözlerimi kapatıp çiğnedim, çiğnedim, çiğnedim, yavaşça yuttum sonra, hazla kamaştı çenem.
Korona salgını yüzünden herkesin eve mahkûm olduğu şu dönemde bir kitap sitesinde yapılacak tek şey, okunacak kitap tavsiyeleri ... Latife Tekin’in Manves City; İki kahramanı Ersel ve Nergis üzerinden bir sürüklenmenin, parçalanmanın öyküsüne tanıklık ederiz: Hiçbir ilişki kalıcı olamamaktadır. Koşullar insanların bir yerde kök salmalarına, bir arada yaşamalarına izin vermez, oradan oraya sürükler her birini." Flaubert’in Madame Bovary;Taşra geleneklerini ve taşra burjuvazisinin karakteristik özelliklerini, yarattığı üç karakter aracılığıyla (Dr. Charles Bovary, Eczacı Homais ve tüccar Lheureux) gözler önüne sermek ve bu sınıfa karşı eleştirel bir bakış açısı sunmaktır. Bora Abdo Hayâlî’nin Tesadüfleri;Gerek öykü atmosferleri ve karakterler gerek metne kaynaklık ve yataklık eden zaman ve mekân algısı gerekse üslup, dil, biçim, biçem ve olay örgüsü geleneksel edebiyatın kalıplarının oldukça dışında gelişen yolunu, yine kendi pusulasıyla bulmuş görünüyor Pınar Selek Cümbüşçü Karıncalar;göçebeler kolonisini oluşturan cümbüşçü karıncalar, sürekli özgür yaşam arayışı halinde yürüyorlar. Kendilerinden, kendilerine yürüyorlar. Yürüyüş ve arayışları bir şeyi bulmak için değil, çünkü onlara göre ortada bulunacak bir şey yok zaten. Yani bütünüyle onları tatmin edecek aşkın bir değer yoktur. Dolayısıyla yeni şeyler keşfetmekten ziyade, kendilerinden ve birbirlerinden yol almak için, farklı bağlantı kanalları açarlar. J.M.M Coetzee Utanç; ''Bir kadının güzelliği yalnızca onun malı değildir. Onun dünyaya sunduğu cömertliğin bir parçasıdır. Bunu paylaşması gerekir.” (sayfa 27) ..Mağdurun yaşadıklarını sineye çekmesinde toplumsal kabulün etkisini gösteriyor bize Coetzee. Toplumsal kabulün ezici gücü karşısındaki çaresizliği hissediyoruz. Belki de tek yapabileceğimiz hırpalananların,
''Biz insanlar Tanrının hayal kırıklığı'yız o yüzden Charles Bukowski pervasızllığında yaşamaya devam ediyoruz..''