"Annesiyle birlikte babasını da kaybeden bir çocuktum ben. Küçüktüm. Korktuğumda bana sarılan kollar olmadı, düştüğümde beni yerden kaldıran biri yoktu. Biri canımı yaktığında koşup ağlayarak anlatacağım biri, beni teselli edip her şeyin yoluna gireceğini söyleyen biri de yoktu. Sadece ben vardım. Yalnızlığım karanlığım oldu sonra. Büyüdükçe karanlığım da büyüdü. Bazen o karanlık onu durduramayacağım kadar bedenimi sarıyor. Düşünemiyorum. Nefes alamıyorum. Direnemiyorum... Senin geldiğin gece de onlardan biriydi."
"Sen benim hayatımı kurtardın Juliet. Üstünde seksi bir kostüm ya da kırmızı pelerinin yoktu. Ama o gece beni sadece o küvetten çıkarmadın, kendi karanlığımdan da kurtardın. Ve sen geldiğinden beri karanlığın eskisi kadar bana yaklaşamıyor. İşte bu yüzden Juliet, sen benim hikâyemin kahramanısın. Eğer hayatım bir kitap, bir film ya da bir dizi olsaydı ilk bölüm seni gördüğüm an başlıyor olurdu. Sen benim hikâyemin esas kızısın."
"Herkes acısını gerçekten farklı yaşar Emir. Kimi o ölmemiş gibi yaşar, kimi hiç yaşamamış gibi. Kimi ona ait olan her şeyi saklar, kimi onu hatırlatan her şeyden uzaklaşır. Birinin acısını belli etmemesi onun yarası olmadığı anlamına gelmez. Ayrıca sen de biliyorsun ki herkesin yarası aynı hızda kapanmaz."
"O kendini saklıyor bütün duygularını,
Doğru mu yapıyor bilemem, öğrenmek çok zor.
Öylesine kapalı, bir şey söylemekten öylesine sakınıyor,
Sorgulardan, araştırmalardan uzak tutuyor kendini.
Ama nereden geldiğini bilseydik kederinin
Seve seve bulurduk devasını derdinin."