"Bir gün babanem dedemden habersiz kırmızı güller getirtmiş. Madem kırmızı çilekleri olamıyor, kırmızı gülleri olsun istemiş. Dedemin eline de vermiş gitarını, dalların arasında o şarkıyı söylemesini istemiş."
"Bu alandaki toprakta bir böcek türü var. Bütün bitkileri kurutuyor. Neden bilmiyoruz ama sadece bu kırmızı yabangüllerine bir şey yapamıyor. Dedem kesinlikle bunun sebebinin aşk olduğunu savunuyor. O günden sonra da burası Sonsuza Kadar Çilek Tarlası değil ama Sonsuza kadar Aşk Tarlası oluyor." "Her sene çoğalıyorlar, onların aşkları gibi."
"Onun gözlerinin öyle bir gücü var ki, şu gün bile ona baktığımda ne düşündüğümü unuttuğum oluyor."
"Yani demek istiyorum ki; eğer Eser seni gerçekten seviyorsa parmağındaki yüzük onun için bir engel değil. Dedesiyle evlendiğimiz gün, aslında bir başkasıyla nikâhım kıyılmak üzereydi ama o asla vazgeçmedi. Son güne kadar..."
"Ama yine de kalbinden geçenleri anlayabiliyordum. Çünkü insanın ağzından çıkanlar ne kadar farklı olursa olsun, aşkın dili her ırkta aynıydı. Ve gözler o dili konuşmayı çok iyi biliyordu."
Onun hareketlerindeki bir şey
Başka aşkların çekmediği kadar çekiyor beni*
Onun nazında bir şey var...
Onun gülüşünde bir şey var,
O da biliyor bunu...
Onun stilinde bir şey var ve bunu bana gösteriyor.
Onu şimdi terk etmek istemiyorum
Bunun olacağına gerçekten inanıyorum...