Ben bir gün kendimle karşılaştım. Ama baktım ki bu, çileye talip olmayı gerektiriyor. Bilirsin ya: aşk çiledir, kalp yaradır. Ama görmezden gelirsen onu... Boş verip kaçtım.
İnsan alışıyordu bazen mutluluğa, bazen kedere, hatta bu kadar mı insan kaosa bile alışıyordu. kırmızı kiremitli çatılara alışıyordu. betondan kütlelere alışıyordu. ıslak sokaklara, ilerlemeyen ve caddeleri tıkayan arabalara, kalabalık otobüslere, binilemeyen trenlere alışıyordu. hastalığı alışıyordu. ölümlere alışıyordu.
Ben bir gün kendimle karşılaştım, ıstırabım böyle başladı. Yolda yürüyordum, hayat denen yerde, o yerin içinde bir yerlerde. Karşıdan baktım kendim geliyor. Ne yaptım dersin, önce tanımadım onu elbet. İnsanın kendini tanıması o kadar kolay mı? Ama o beni tanıdı ki, tanıttı kendini bana. Dedi, ben senim ey fani. Aç kollarını sarılalım. Tanımadığın biri sana bunu derse ne yaparsın? Elbette korkar ve kaçarsın. Kaçtım ben de. Koşarak uzaklaştım kendimden. Sandım ki beni takip edecek. Öyle olmuyormuş. Teklifle kendin sana talip oluyormuş, sonra sen ona dönene kadar orada duruyormuş. Ama ben kaçtım çünkü çok korktum. Zaten korkutur insanı kendisi olmak düşüncesi. Neyse.