Sümeyye

Sümeyye
@_sa__
Âmennâ bi-ennehü
1943 senesinin Eylülü'nde bazı memleketlerde bize sevmek bile yasak arkadaş... Bize mapushaneden başka her şey yasak... Pardon bir de kurşuna dizilmeye hakkımız var.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
"Kıskanmak ne biçim marifet?" İnsan denilen makineden daha hassas bir şey yok. Bu laf, bir küçük laf, elektrik gibi vücudu dolaşıyor. Kafada, yürekte, midede, hatta pazıda... Maddi ve manevi bir kıyamet... Kıskanmak şuursuzluk hali olduğu için adam önüne çıkamıyor. Şiirden sonraki hayvanlık sahası... Babadan, büyük babadan ilk kanlı kıskançlık vakasından sonra otsuz, çimensiz, çiçeksiz ve susuz kalmış çöl... Mantık ve şuur, manevi varlığın, materyalizmi... O bir adım ilerlese öteki bir adım geriliyor.
Biz galiba hep küçük meselelerde bahtiyar olmaya alışmışız. Öyleyse... Üzüntülerimiz de küçük işlerden... Büyük saadetleri, taşımaya gücümüz mü yetmiyor? Saadete karşı bu derece mi yabancılaştık. Ama bu birkaç neslin kabahati, nankörlüğü değil...
Sevmek, en değersiz şeyleri, en feci sıralarda, en kıymetli şeyler haline getirdiği için mutlaka lazımdı. Sevmek, işte belli bir şey, teselliden ibaretti. Her şey ondan evvel ve ondan sonra diye ikiye bölünüyordu.
Bereket ağlamıyor, şımarık bir çocuk gibi daha doğrusu sayıklar gibi konuşuyordu. Bu hal, İstanbullu'yu daha az şaşırtıyordu. Mahpushane pencerelerindeki demirlerin ne insafsız şeyler olduğunu hiçbir zaman o andaki kadar şiddetle anlamamıştı.