Beni kendine alıştırırsan, hayatım aydınlanır. Diğerlerinden ayrı, tanıdığım bir ayak sesi olur. Öbür ayak sesleri beni toprağın altına iter. Senin ayak sesin ise beni dışarı çeker, müzik gibi. Sonra, bak! şu buğday tarlalarını görüyor musun? Ben ekmek yemem. Buğday benim için gereksizdir. Hiçbir şey hatırlatmaz bana buğday tarlaları. Bu da üzücü, doğal olarak. Ama senin altın sarısı saçların var. İşte, sen beni kendine alıştırırsan, ne güzel olur! Bu altın renkli başaklar seni hatırlatır bana. O zaman başaklar arasında rüzgarın sesini severim.
Bir kişi, milyonlarca ve milyonlarca yıldızda sadece bir tane bulunan bir çiçeği seviyorsa, o yıldızlara baktığında mutlu olmasına yeter bu. "Orada, onlardan birindedir çiçeğim" der. Ama, koyun o çiçeği yerse, onun için, bütün yıldızlar birden sönmüş gibi olur! Bunun da mı önemi yok?